Temmuz 9, 2009

Yolcu Yolunda

Bir süreliğine “Otobüs Maceraları”na ara veriyorum.

Neden?

Çünkü askere gidiyorum.

He, olur da askerde şofer falan olurum, interneti çeken bir yere düşerim, o zaman yazmaya devam.

Şimdilik, eski yazıları okuyun.

Seçin, Okuyun:

Obama

Ben de İstanbulluyum!

Takvim

Korkutmayın!

Büyük Kaza

Otobüs Romatizması

Dönünce görüşürüz. Öperim.

Haziran 19, 2009

Yürüyen Merdiven Talimatnamesi

300-400 yıl sonra yaşayacak ünlü bir arkeolog hayal ediyorum. Toplamış ekibini, medeniyetler ittifakının merkezi İstanbul’da büyük bir kazı yapıyor. Kazı sonucunda eline geçecek tek belge bu talimatname. Düşünsene; o, yıllarını bu işe vermiş emektar arkeolog bir anda kitlenip kalmaz mı? Bi anda “Aman tanrım, nasıl bir kültürün insanlarını araştırıyorum ben” demez mi?

Bence der!

Tıklagül!

Tıklagül!

Haziran 18, 2009

Yolları Hava Türk (YHT)

“Yüksek Hızlı Tren” ve Bacanak Memurlar:

A: “Hızlı Tren” olmaz mı patron?

B: Olmaz! Bundan önceki trenlerimiz yavaş mıydı?! Böyle “uçak kadar hızlı ama yerde gideninden” demek lazım. Mmm??

A: “Tek Rakibim THY” olsa?

B: Kamil! İsim bul diyorum, slogan değil.

A: Buldum! “YHT”! Tersten THY oluyo. Hem Türk Hava Yolları’na da tersten ayar vermiş oluruz.

B: Aferin lan Kamil! Açılımına da Yüksek Hızlı Tren dedik mi oldu bu iş.

yht

Haziran 17, 2009

Mekanına Göre Aşk

Metrodaki yürüyen merdivenlerde sevgilisinin beline sarılıp, asansör fantezisini yürüyen merdiven fantezisine çeviren ergenler,

Ya da işaret parmaklarıyla burun uçlarına aşk dokunuşları yapan sevgi pıtırcıkları,

Bu hallerinizi Söğütlüçeşme banliyö tren istasyonundaki yürüyen(yürütülen)* merdivenlerde de görmek istiyoruz!

söğütlüçeşme

Be hey sevgili sevgililer; aşk ise her yerde aşk. Metrodaki hedef kitle ile trendeki hedef kitle aynı olmayabilir ama bırakın mekanına göre değişen sevgi gösterilerini.

Rahat Olun. Relağkssss.

*Yürütülen merdiven dedim, çünkü inanıyorum ki o yürüyen merdivenlerin altında maden işçisi gibi çalışan istasyon görevlileri var. Ve ellerindeki dümenle merdivenleri yürütüyorlar. Giden bilir.

Haziran 8, 2009

Modern Zaman Hobisi

Kapalı ve basık yerde kalma korkusu olarak bildiğim modern zaman hastalığı Klaustrofobi, bende bir ‘hobi’ haline geldi.

İETT’de kapalı kalıp, uyumak,
Trende mahsur kalıp, Uykusuz okumak,
Minibüsten inemeyip, durak durak gezmek istiyorum.

Adeta Klaustro’hobik bir vakka haline geldim.

Haziran 5, 2009

Kazadan Sıvışan Adam

Hava, pervaneli şapka takacak kadar sıcak. Askerlik şubesinde çok muhim bir işim var. Ve sürem çok kısıtlı.

İlk duraktan atladım minibüse.

10-15 dakikalık hoplamalı, zıplamalı seyahatin ardından, yolcular teker teker yol üzerindeki en müsait yerlerde inmeye başladı. Şofer hop bir sağa çekiyor, indiriyor; hop bir sola kırıyor, yardırıyor. Böyle ritmik indi-bindiler devam ederken yolculardan birinin ani isteği üzerine, şofer bey frene asıldı.

minibus

20-30 Metre Arkadan Gelen Ses:
- İeaaaaaa… (acı fren sesi yazıyla bu kadar anlatılır.)

Arkadan gelen acı fren sesi, ara ara kesilse de yükselerek bize yaklaşıyor.

Acı Fren Sesinin Sonu:
- Dırışşşşşş… (çarpma sesi de pek olmuyor.)

Evet! Minibüsten biraz daha büyük bir kamyonet bize arkadan sağlam bi geçirdi. Yolcular ve ben önce arkaya, sonra öne doğru büyük bir ahenk içinde savrulduk. Gören içerde çılgın bir eğlence var zanneder. O derece! Kimseye bir şey olmadı. Şofer aşağı inip, durumu kontrol ettikten sonra 5-10 dakika bi yere gitmememizi tembihledi. Şahit, tutanak, ıvır zıvır için…

Ama benim işim var. Hem de mühim. Hatta, zamanım da kısıtlı. Bi şekil yapıp, adımımı sinsice dışarı attım. Göz ucuyla şoferi kontrol ettim. Durum gayet müsait. Küçük ve postacı adımlarıyla sıvışşşşşşş… Olay anını görmeyenler o sıvışma halimi görse, kazaya benim sebep olduğumdan şüphelenebilirdi.

N’apıyım!? Şubeye yetişmem şart.

Haziran 2, 2009

İETT Zammı Ortalığı Karıştırdı

İstanbul - İETT’nin Haziran ayı itibariyle uygulamaya soktuğu yeni ücret tarifesi, dünya kamuoyunda geniş yankılar buldu. Kenya, Angola, Mozambik gibi dünyanın tek bir tarafındaki yolcular, Türk yolculara destek olmak için akın akın İstanbul’a yürümeye başladı. Dün itibariyle, üniversiteli öğrencilerin kendilerini otobüs tekerleklerine bağlamaları ise polislerin ‘kıymalı menemen’ teklifiyle son buldu. Bu görüntülere dayanamayan zengin bir iş adamının meydanlarda toplanan kalabalıklara yıllık akbil dağıttığı görüldü. Ayrıca, ünlü şovmen Beyazıt Öztürk de bu eylemlere, programında akbil bağışı toplayarak destek vereceğini açıkladı.

Tüm bunlar yaşanırken, İETT yetkilileri hala ortada yok. Çok acayip!

habergorseli

YENİ ÜCRET TARİFELERİ:
(Bunlar gerçek)

İETT ve ÖZEL HALK OTOBÜSLERİNDE
:

Beşi Biryerde: 7,50 TL

İETT ve ÖZEL HALK OTOBÜSLERİ, İDO ŞEHİR HATLARI VAPURLARI,
ÖZEL DENİZ MOTORLARI ve RAYLI SİSTEMLERDE:

AKBİL
Tam: 1,50 TL
İndirimli: 0,85 TL

AYLIK AKBİL
Tam: 110 TL
İndirimli: 55 TL

AKBİL İLE AKTARMA
Tam: 0,75 TL
İndirimli: 0,21 TL

TÜNEL VE NOSTALJİK TRAMVAY’DA:

Jeton ve Bilet: 1,00 TL

İDO ŞEHİR HATLARI VAPURLARI, ÖZEL DENİZ MOTORLARI ve
RAYLI SİSTEMLERDE
:

Jeton veya Bilet: 1,50 TL
MAVİ KART BEDELİ: 1,00 TL

Mayıs 30, 2009

İnilir!

(Otobüs Maceraları’nı takip eden Hüsnü Yılmaz’ın (mail’deki ismi buydu valla) kafasını karıştıran bir otobüs gerçeğini, yolladığı yazı ve fotoğrafıyla aynen paylaşıyorum. Bu konuda yanındayım Hüsnü Yılmaz.)

nerdeninilir

O kapı inmekten başka ne işe yarıyor ki öyle bir uyarı asmışlar?!

Otobüse tersten binilir mi?
Ya da daha önce bir yolcu, havalandırma kapaklarından mı çıkmaya çalışmış inmek için?

Sorularımıza birileri cevap versin. Bu işin peşini bırakmam.

(Şu an karar verdim. Bana fotoğraf ve yazı gönderen arkadaşlara 1 vapur jetonu ısmarlıyorum, helalinden.)

Mayıs 30, 2009

Sabahtan Kalma Amca

Sabah erken saatler. Metrobüs bekliyorum. Ben gözümü açıyorum, o inadına kapanıyor; vücudun en asi organı.

adimetrobus

Metrobüs geldi. “Oturamazsam binmemciler*”in önünden süzülerek metrobüse sızdım. Tıpısss tıpısss gidiyoruz. İnceden bir koku aldım. İspirto kokuyor. Yok böyle bir koku. Kafamı, saat 4 yönüne doğru çevirdim.

Burnumun dibinde bir sarhoş! Sabahtan kalma bir amca! (Sarhoşlara bir lafım yok; sarhoşlar beni kınamasın:)

Etraftaki insanlar yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı. Amcanın etrafında, koruma kalkanı almış Mario gibi boş bir alan oluştu. Ama ben, o kadar tembelim ki adamın yanından, başka bi yere geçmeyi bile düşünmedim. Bir süre daha sarhoş ve miskin olarak yerlerimizden kımıldaman yol aldık. Amca, güneşe bakıp gözlerini kısarken, değişik burun hareketleri yapmaya başladı. Sniff sniff, snüff sünüff, snöff snöff!!

La noliii!! Olamaz, hayır olamaz!!! Saniyenin onda biri bir sürede bulunduğum yeri terk etmem şart! Yoksa amca suratıma… haaaaapşurdu bile. Ne diyim amca ben sana! Ne diyim! Timsah çenelerinde kitlenesin.

Camdan içeri süzülen güneş ışınlarında asılı kalan tükürük zerrecikleri bana bakıyor, ben onlara.

Ve biraz geç de olsa, stense çökerek oradan uzaklaşıyorum.

Oturamazsam binmemciler:
Bunlar, metrobüse genellikle ilk durakta binerler. Metrobüste, yayla kadar ayakta durulacak yer olsa bile, boş koltuk kalmazsa içeri adımını atmayan, ehli keyf insan modelleridir.

Mayıs 17, 2009

Gazete Okuyan Kadın İstiyorum!

Bazen saçmalıkla kanka takılıyormuş gibi gözüküp, altında çooook derin anlamlar/cevaplar taşıdığına emin olduğum sorular gıdıklıyor beynimi. Böyle, nasıl diyim!? Cevap düşündükçe, kafam tepe noktasından kaşınmaya başlıyor.

Bu aralar beni yoran yegane soru: Otobüste neden sadece erkekler gazete okur? Ve neden sadece bir başkasının gazetesine korsan bakışlar atan erkeklerdir? (Genelleme yapıyorum, hemen “ben okurum ki” deme:)

otobussergisi01

Otobüste gazete okumak bir otorite meselesi midir? Yoksa memleket işleriyle daha çok haşır neşir olan kesim erkekler mi? Aslında memleket işleri değil de, boş işlerle uğraşan demek daha doğru olur. Çünkü otobüste genelde gazetenin spor sayfası, magazin bölümü, ilk sayfası ya da son sayfası okunur. Açıp da bi köşe yazarı okuyan görmedim. Evet, kabul ediyorum, ben de başkasının gazetesine korsan bakışlar atıyorum. Ama ben bunu bir görev bilinciyle yapıyorum!

Parmak uçlarını diliyle hafifçe ıslatıp, gazetenin sayfalarını genel kurmay edasıyla çeviren bir teyze istiyorum. Hatta, bu teyze arada sırada gazetesine korsan bakışlar atan var mı diye etrafı kolaçan etsin istiyorum. Bir de, bu son; koltuğa bırakılmış bir gazeteye, özlediği evladına koşar gibi koşan bir teyze istiyorum.

Mayıs 10, 2009

Çaresizlik

Çok sevdiğim bir arkadaşımın “çaresizlik” üzerine yazdığı satırlar. Gülsem mi, ağlasam mı bilemedim. Sanki böyle bir şey başına gelmiş de dert yanıyordu.

“60 kişilik kuyrukta Elbil’ in geçersiz sayılır da müsamaha gösterecek bir surat bulamazsın, böyle löp löp bakarsın gözlerinin içine hepsinin…. İnip yenisini alacak olursun, kenara da çekilmez kimse. Senden buharlaşmanı beklerler. Ya da incelmeni. Beyinleri çalışmadığı için nazik değiller. Kaba olduklarından değil yoksa…”

Mayıs 7, 2009

“O.M. Sergisi” Nedir ki?

“Otobüs Maceraları Fotoğraf Sergisi” demektir.

Otobüste, trende, minibüste, takside, teyyarede çektiğim fotoğrafları topladığım başlık egzostudur.

Varsa senin de böyle fotoğrafların, yolla bi bakayım.

Yoksa, sorun değil! Fotoğrafların keyfini çıkar.

Mayıs 7, 2009

O.M. Sergisi – 01

otobussergisi081
Rayların sesi, trenin ritmiyle birleşince ortaya hipnoz etkisi çıkar ve kravatlı da olsan trende uyursun.
beyaz

otobussergisi12
İstasyonlar, TSK halisilasyonları görülebilen yerlerdir. Valla gitcem askere, söz!
beyaz

otobussergisi07
Ayrıca istasyonlar, yalnızlık romatizmasının tuttuğu yerlerdir.
beyaz

otobussergisi02
Camide imam evi, kilisede papaz evi, istasyonda kondüktör köşkü.
beyaz

otobussergisi11
Burası “start” düzlüğü.
beyaz

otobussergisi09
Burası da “finish” yokuşu.
beyaz

Nisan 14, 2009

Metrobüs Keyfi

Böyle kilometrelerce uzanan trafiğin yanından metrobüsle geçerken trafiktekilere “yıh yıh yıh” diye gülmek, baş parmağımı burnuma koymak suretiyle nanik yapmak, hatta pankart açıp “Öküz Trene, Sen Metrobüse” demek istiyorum sevgili yolcular. (Bu arada metrobüs bomboştu)

Bu videomu iki adımlık yere arabasıyla giden, trafiğe sırf şamata olsun diye çıkan, bu sabah sıcağın altında trafiğe takılan ehli keyf şoferlere armağan ediyorum:)

Affedin beni.

Nisan 13, 2009

DJ Polis ve Arkadaşları – 2

Polislerimize nasıl bir eğitim veriyorlarsa, ben de ondan istiyorum.

Yer: Taksim Meydan
Günlerden: Cuma
Saat: Akşam serinliği bastırmadan, Burger’ın önü kalabalıklaşmadan, güneş batmadan

Taksim meydanında 3-5 turist. Türkiye’ye yeni geldikleri her hallerinden belli. Taksi bulmaya çalışıyorlar. Balığa yatmış bir taksici abimiz turistleri gördü ve gördüğü gibi frene bastı. İçerden uzanarak arka kapıyı açtı. Turistler önce şaşırdı, sonra yavaş yavaş taksiye doluşmaya başladılar.

Yolun ortasındaki durumu gören polis abi ve megafonu: HEY TOURISTSSS… COME ON COME ON… HURRY UP!

Turistler ne yapacaklarını şaşırdılar. Hatta, birisi öyle bi’ tırstı ki az kalsın ellerini kaldırıyordu:) Çok acıdım adama. Cidden.
Bu olay, bizler için küçük, turistler için büyük bir travma olmuştur.

Bu arada, kimse polislerimize cahil demesin artık. Çatır çatır İngilizce konuşuyorlar.

Diğer bir DJ Polis vakası için: >>>>>

Nisan 11, 2009

Var Var! Bi’ Şeyler Var!

Vapur Haydarpaşa’ya yanaştı. Sanki karaya ilk kez ayak basacakmışız gibi iskele görevlisinin zincirleri açmasını bekliyoruz. Zincirler açıldı.

Huraaaa!!!!!

Aradan biri çıkıp kazara cihad ilan etse, Viyana kapılarına bile dayanırız yemin ediyorum. Öyle bir şevk, öyle bir gaz…

Trendeyim. Tam olarak 52 dakikalık bir yolum var. Az biraz kitap okudum; sıkıldım. Az biraz Uykusuz okudum; Ersin’e gelmeden yol bitti. İnmek üzereyim. Kapının önünde ben hariç 3 kişi bekliyor; 60-70 yaşlarında bir amca, 25 yaşlarında bir kız ve bir erkek. Kapı açılır açılmaz hep beraber ineceğiz. Ama nasıl?

tren1

Kapı açıldı. Kız arkadaş hafif kenara çekildi, yaşlı amcaya yol verdi.
Daha sonra erkek arkadaş, kız arkadaşın yolundan hafif çekildi; kıza yol açtı.
Son olarak erkek arkadaş indi.

Devlet balolarındaki konsantre nezaket gösterileri bok yemiş.
Kafalara vurula vurula öğretilen kuralların soğukluğundan eser yok.
Hepsi gerçek.
Valla.

Tabi, o anın duygusallığına gark olup, trenden inmeyi unutmadım.
Sonra ben de indim.

Nisan 9, 2009

GYT: Genç Yıldıran Timi

Sadece teyzelerden oluşan Genç Yıldıran Timi’ne (GYT) bugünden itibaren amcalar da alınmaya başladı. Gittikçe güçlenen “GYT” birlikleri karşısında gençlerin ne yapacağı hala meçhul. Aslında yapabildikleri hiçbir şey yok, çünkü “Büyüklere Saygı Yasası” harekete geçmek isteyen tüm gençlerin elleri kollarını bağlamış durumda. Teyzeyasal/Amcayasal değişikliğe gidilmediği sürece bu düzen böyle devam edecek. (Çok pis geyik yapasım var.)

Kahrolsun emperyalist güçler, yaşasın bağımsız gençlik.

amca

İsyankar bir bedende asi bir ruh taşıyan bendeniz, bugün GYT karşısında yine çaresiz kaldı.
E-5 karayoluna bir güneş gibi doğan metrobüste gayet keyifli bir yolculuk yapmaktayım. Hava güzel. Mis. Çiçekler uçuyor. Böcekler kokuyor. Köprüden geçiyorum. Her iki yakaya da bir kuş-bakışı attım. Sıradaki durak benim. İnmeliyim. Kesinlikle.

Kaptan şofer bey amca Zincirlikuyu durağına gayet serinkanlı bir giriş yaptı ve F-16 pilotu karizmasıyla açılmak için bekleyen kapıların “açıl” düğmesine bastı. Kapılar açıldı ve GYT kuvvetleri görev başında. Paçayı kurtaran şanslı kitle, arkalarında bıraktıkları gençleri düşünmeyerek açılan kapılardan hızla indi.

GYT kuvvetlerine yakalanmak üzere olan ben: Eee, pardon amca, inebilir miyim?

Tık yok. Amca, kapı önündeki inatçı dikilişini sürdürüyor.

GYT kuvvetlerince esir alınan ben: Amca, şöyle çekilseniz de insem… Amcaaa, bi dakika çekilir misin?

Aşağı inme süresi hızla tükeniyor ve birazdan kapılar kapanacak.

Kapı: Tıpıssssssssst!!!

GYT kuvvetlerince esir alınan ben: Hayııııııırrr! Kaptan, arka kapı! İnecek var kaptaaaan!
Saygılı ben: Amca ya, çekil dedik sana değil mi! Ne diye kapattınız tüm kapının önünü!
Saygısız iç-ses: Amca var ya… Ne diyim ben sana ya…  Sabah kalktığında dişlerini bulamayasın emi!

*Bende: Kul, Bendeniz: Kulunuz
* Çiçeklerin uçmadığını, böceklerin kokmadığını biliyorum:)

Nisan 2, 2009

Bir Tren

Bir tren asla vaktinden önce gelmez.

Tam vaktinde gelebilir… Biraz geç gelebilir… Çok geç gelebilir…

Ama asla vaktinden önce gelmez.

O yüzden siz siz olun, ufuktan görünen her trene “aha, geldi, gidiyoz” umuduyla yaklaşmayın.

Yaklaşıyorsanız da göt olma ihtimalini göz önünde bulundurun; “zaten ben de şöyle bi yürüyecektim” diyerek yerinize geri dönme hareketi üzerinde çalışma yapın.

tre

Boşuna dememiş ünsüz şair: Kara tren gecikir belki hiç gelmez…

Nisan 1, 2009

İsim Babası İETT

Bu sabah müziğin ritmine kafayı uydurmuş, emme-basma tulumba gibi gezerken gördüm o akbil ismini. Görmez olaydım. Simetrik sekişlerine bir anda son veren kafamın içinde durduramadığım bi’ curcuna başladı. O nasıl bir isimdir, isim babası kimdir?!

ELBİL.

Elle basıldığı için adına ELBİL denmiş olabilir.
Alla alla, diğer akbilleri neremizle basıyoruz ki? İşte, bu soruyu sordum ve ben bittim. Dile takılan şarkı gibi bütün gündür kafamı kemiriyor. Çeşit çeşit basma yöntemleri uyduruyorum. Kurtarın beniiiiii!

Başbil: Akbil makinesine kafa atma eylemiyle basılır.
G.tbil: Akbil makinesine oturma-kalkma hareketiyle ücretiniz kesilir, keyifli bir yolculuğa çıkabilirsiniz.
Burbil: İki el doluyken lamba yakma eylemini burunla gerçekleştirmek gibi bir hareketle basılan akbil çeşididir.

Hadi, buyrun beyin curcunasına…

adam02
Ya da “Ben Topbaş. Kadir Topbaş.” diyerek ücretsiz geçin:)

Mart 23, 2009

Senkronize Tren Teyzeleri

Çok tuhaf teyzeler var. Çooook! Pıtı pıtı trene koşturanlar, çıt kırıldımlar, pat düşenler… Etrafa tehlike ve tuhaflık saçarak dolaşanlar, gençlere bağırırken dişlerini düşürenler…

Bu sabah ben de tuhaflık yaptım. Trene bindim.

Tren geldi. Almanlar yenildi diye yenik sayıldığımız Birinci Dünya Savaşı’ndan kalan vagonun kapısı tıpkı bir teyze edasıyla açıldı. Bindim. Haydarpaşa cihetine doğru takata-takata gidiyoruz. İçerde bir şenlik, bir düğün dernek havası… Sırf bu seslere kulak vermek için kulaklıklarımı çıkardım.

Sağ tarafımda karşılıklı oturulan 4′lü koltuk var. Ve o bölgede toplam 6 teyze var. Bu teyzelerin hepsi birbirini tanıyor. (Çok pis matematik problemine bağlayasım geldi.) Çünkü hepsi de birbirine iştahla bir şeyler anlatıyor.

- Benim oğlan evlenmiyor. Kız beğendiremiyoruz.

- Benim adam köye ev yaptırıyor.

İki teyze de gözlükleri burunlarında, kazak örüyorlar. Yani, aralarında çok güzel bir ahenk var. Bi tek sobada kaynayan çay demliği eksik. Tam bi teyze ahengi, mübarekler Avrupa Teyzeler Birliği.

tren

Yaklaşık 15 dakika (4 durağa denk geliyor) geçtikten sonra, oturan teyzelerden ikisi kalktı. Ayaktaki 2 teyze oturdu. Bi’ 4 durak daha geçtikten sonra bu sefer hiç kalkmamış teyzeler ayağa kalktı, diğer ayaktakiler oturdu. Allahım bu nasıl uyum, bu nasıl senkron, bu nasıl Meksika dalgası. (tabii ki sağduyulular)

Ama benim merak ettiğim, bu teyzelerin kafası nasıl çalışıyor?! Sylar edasıyla kafa taslarını açıp, yeteneklerini almak istiyorum bu teyzelerin. Düşünsenize!! Her an insanı dumur edebilecek yeteneklere sahipsiniz.

Diğer senkronize olay için tıklayın.