Tag Archives: metrobus

Araçlararası Kimlikler

Trenden inip metrobüse aktarma yaparken yolcuların şekli şemali mi değişiyor, üstü başı mı düzeliyor; yoksa bulunduğu toplu taşıma aracı yolcuya ayrı bir kimlik mi kazandırıyor?


Trende eziş büzüş oturan o eleman metrobüste manken kesiliyor, yeminlen!
Güneş suratlığı(suratı kapatan güneş gözlüğü) takmış kız ise sanki Victoria’s Secret yolcusuna dönüşüyor.

1 Yorum

Filed under Bazen Tren

Sabahtan Kalma Amca

Sabah erken saatler. Metrobüs bekliyorum. Ben gözümü açıyorum, o inadına kapanıyor; vücudun en asi organı.

adimetrobus

Metrobüs geldi. “Oturamazsam binmemciler*”in önünden süzülerek metrobüse sızdım. Tıpısss tıpısss gidiyoruz. İnceden bir koku aldım. İspirto kokuyor. Yok böyle bir koku. Kafamı, saat 4 yönüne doğru çevirdim.

Burnumun dibinde bir sarhoş! Sabahtan kalma bir amca! (Sarhoşlara bir lafım yok; sarhoşlar beni kınamasın:)

Etraftaki insanlar yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı. Amcanın etrafında, koruma kalkanı almış Mario gibi boş bir alan oluştu. Ama ben, o kadar tembelim ki adamın yanından, başka bi yere geçmeyi bile düşünmedim. Bir süre daha sarhoş ve miskin olarak yerlerimizden kımıldaman yol aldık. Amca, güneşe bakıp gözlerini kısarken, değişik burun hareketleri yapmaya başladı. Sniff sniff, snüff sünüff, snöff snöff!!

La noliii!! Olamaz, hayır olamaz!!! Saniyenin onda biri bir sürede bulunduğum yeri terk etmem şart! Yoksa amca suratıma… haaaaapşurdu bile. Ne diyim amca ben sana! Ne diyim! Timsah çenelerinde kitlenesin.

Camdan içeri süzülen güneş ışınlarında asılı kalan tükürük zerrecikleri bana bakıyor, ben onlara.

Ve biraz geç de olsa, stense çökerek oradan uzaklaşıyorum.

Oturamazsam binmemciler:
Bunlar, metrobüse genellikle ilk durakta binerler. Metrobüste, yayla kadar ayakta durulacak yer olsa bile, boş koltuk kalmazsa içeri adımını atmayan, ehli keyf insan modelleridir.

Yorum bırakın

Filed under metrobus

Metrobüs Keyfi

Böyle kilometrelerce uzanan trafiğin yanından metrobüsle geçerken trafiktekilere “yıh yıh yıh” diye gülmek, baş parmağımı burnuma koymak suretiyle nanik yapmak, hatta pankart açıp “Öküz Trene, Sen Metrobüse” demek istiyorum sevgili yolcular. (Bu arada metrobüs bomboştu)

Bu videomu iki adımlık yere arabasıyla giden, trafiğe sırf şamata olsun diye çıkan, bu sabah sıcağın altında trafiğe takılan ehli keyf şoferlere armağan ediyorum:)

Affedin beni.

8 Yorum

Filed under metrobus

Metrobüs Maceraları (Zincirli-Söğütlü)

“Evet! Şimdi haberler” gibi gelişen olayları aktarmak pek huyum değil. Ama bu sefer dayanamadım, çünkü bu haberin ucu fena halde bana dokunuyor.

Metrobüs dediğimiz icat yarın (03.03.2009) itibariyle Zincirlikuyu’dan Söğütlüçeşme’ye geçiyor. Saat 11:00’de sevgili ve saygılı başbakanımızın (saygıyı eksik etmemek gerek, dava falan, aman!) katılımıyla açılıyor. Aslan yeleli metrobüsler dalgalanacak köprü üzerinde. Kah Asya’ya hoş geleceğiz, kah Avrupa’ya hoş gideceğiz. Böyle coştum işte ben sevgili yolcular.

Ne işe yarayacak bu gelişme: 1 saatlik mesafe 24 dakikaya düşecek. Ben daha bir şey demiyorum. Daha da Davos’a gitmiyorum.

zincirli-sogutlu

“Metrobüs Maceraları”na mı çevirsem blogu acaba?

Yorum bırakın

Filed under metrobus

Metrobüsteki Bedevi

Hiperaktifkene yazdı.

İki arkadaş bindik metrobüse, Batı İstanbul’a (Avcılar falan) doğru yola çıktık. Tekerleği icat etmiş insanlar gibi konuşuyoruz aramızda: Vaaaayyy… Süpeeeeer… Bu ne acabaaaa? Aaaa yaslanma yeriiii… Uuuuuv!

metrobus

Bazı tanımlanamayan objelere anlam yüklüyoruz, bazı tanımlı objelere gereksiz olmuş diyoruz. Derken ineceğimiz durağa yaklaşıyoruz. Yavaş yavaş kımıldanıyorum yerimden. Arkadaşın suratına hafif ekşime, hafif acı çekme hissiyatı yerleşiyor sanırım. Tam anlayamadım. Ben kapıya doğru ilerlerken o hala oturuyor.

Ben: Hadi abi, iniyoruz. Çok sevdin galiba burayı:)

Ağzında bi’ şeyler geveleyen arkadaş: Kııııı… Kııı…

Kapıya doğru ilerledim. Bi’ kafa hareketiyle son ‘hadi’ işaretimi çektim. Kapı açıldı. İndim. Arkadaşa baktım. İnmedi. Kapılar kapandı. Otobüs gitmeye başladı. Arkadaş camdan bakıyor. Bir panikle kızıyorum ve peşinden koşuyorum. Bi’ sonraki durağa gitmek için yeni bi’ metrobüs beklerken telefonum çalıyor.

Arkadaş: Abi, ne biçim adamsın yaaa! Kramp girdi bacağıma. Kımıldayamadım. Konuşamadım. Bıraktın gittin beni!

Haydaaa! Tam inecekken kramp mı girer adama. Hem de bacağına. Çöldeki Bedevi misin? Nereden bileyim şimdi ben sana kramp girdiğini. Böyle mi olacaktı ilk metrobüs macerası?

10 Yorum

Filed under İ.E.T.T