Tag Archives: metro

Mekanına Göre Aşk

Metrodaki yürüyen merdivenlerde sevgilisinin beline sarılıp, asansör fantezisini yürüyen merdiven fantezisine çeviren ergenler,

Ya da işaret parmaklarıyla burun uçlarına aşk dokunuşları yapan sevgi pıtırcıkları,

Bu hallerinizi Söğütlüçeşme banliyö tren istasyonundaki yürüyen(yürütülen)* merdivenlerde de görmek istiyoruz!

söğütlüçeşme

Be hey sevgili sevgililer; aşk ise her yerde aşk. Metrodaki hedef kitle ile trendeki hedef kitle aynı olmayabilir ama bırakın mekanına göre değişen sevgi gösterilerini.

Rahat Olun. Relağkssss.

*Yürütülen merdiven dedim, çünkü inanıyorum ki o yürüyen merdivenlerin altında maden işçisi gibi çalışan istasyon görevlileri var. Ve ellerindeki dümenle merdivenleri yürütüyorlar. Giden bilir.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Bazen Metro, Bazen Tren

Taksim’i Gayrettepe’ye Taşımışlar!!

Hiperaktifkene yazdı.

Metrodayım. Pek hızlı olmasına rağmen, pek sevemediğim bir vasıta. Karanlık, kurumsal ve çok sistematik. Bindiğim gibi inmek istiyorum bazen. Fobim falan yok, sadece metroya karşı beslediğim duygular bunlar 🙂

Aynı tasla, aynı hamama gidenlerden biri olarak(sırf kafalar karışsın diye yazdım), işten çıktım ve metroya yürüyorum. Üzerimde tuhaf bi’ hiperaktiflik var. Durduğum yerde duramıyorum, metroyu beklerken bile istasyonda voltalıyorum. Metro geldi. Kapılar açıldı. Bindim. Boş yer var ama oturmadım. Bi’ yandan müzik dinliyorum, bi’ yandan üzerimdeki bu hareketliliğin sebebini düşünüyorum. Levent’ten Taksim’e gidiyorum.

Durağa geldik. Kapılar açıldı ve indim. Arkadaş meydanda bekleyecekti. Yürüyen merdivenlerden çıktım. Turnikeleri geçtim. Bi’ tuhaflık var etrafta. Yeryüzüne çıkan merdivenlerdeyim. Alla alla, meydana ne oldu, heykel nerede? Kim dikti bu gökdelenleri? Tabelalar da bi’ yabancı.

Anaaaam! Gayrettepe mi? Ne alakası var yahu, ben Taksim’de indim. Taksim’i kim taşıdı Gayrettepe’ye? 3 durak var arada.

gayretetguzelim

Bi’ hareketlilik sarmışsa dört bir tarafınızı, serde bi’ hiperaktiflik varsa, adımlarınızı çok dikkatli atın. Zira, yanlış durakta inmek daha da acımasız hallere bürünebilir. Bu ilk vukuatım değil 🙂

6 Yorum

Filed under Bazen Metro

O An Anladım!

Sen üniversiteden mezun olduğunu ne zaman anladın?

Ben kep attım, anlamadım. Diploma aldım, anlamadım. Askerliği tecil ettirdim, yine anlamadım. 

taksimmetro

Çantam sırtımda (her zaman kaplumbağa gibi gezerim), kafam önde. Kaptırmışım yürüyorum. Taksim’deyim. 15 dakika içinde Mecidiyeköy’de olmam lazım. Metroya iniyorum. Artık öğrenci belgesi alacak bir okulum olmadığı için yenilenememiş pasomu çıkardım ve bastım. Turnikeden geçtim. Hızla yürüyorum. Bir ses:

Sesi çıkaran güvenlik: Hoooop! Genç, bi’ bakar mısın?

Ben: Tabii! 

Hızlı adımlarla yanına gittim. Çantamı arayacak zannettim. Çantamı uzattım.

Sesi çıkaran güvenlik: Pasona bi’ bakabilir miyim?

Bu tip sorulara her zaman hazırlıklıyımdır. İstese bile vermem. Uzaktan gösteririm. Çünkü sonucunu bilirim. Deneyimlemiş arkadaşlarım vardır. Ama o an boşluğuma geldi. Çıkardım, verdim eline. 

Ben: Abi çabuk! Acelem var.

Güvenlik önünde durduğu standın altından kocaman bir makas çıkardı. Höst dedim, n’oluyoruz. (Hala jeton düşmemiş, salağa bak.) Güvenlik, çıkardığı kocaman makasla öğrenci pasomu kıyır kıyır kesti ve akbil demirini geri verdi.

İşte, üniversiteden mezun olduğumu o an anladım sevgili yolcu. Kıyır kıyır kesilen bendim sanki. Geri verilen akbil demiri benim diplomamdı sanki. Nasıl unuttum, nasıl veriverdim güvenliğin eline bir anda?

Bir daha öğrenci pasoma kavuşabilir miyim? Kavuşsam da o eski sıcaklığını hissedebilir miyim?

Hofff.

1 Yorum

Filed under Bazen Metro