Sen Bana Havana’da Bi Bar

Zırrrrrr… Bi kere de güzel bi haberle uyandır be çalar saat abi. Her sabah zır zır zır ötüyorsun. Bi kere de tatlı öpücükle uyandır şu garibi. Saat sabahın 6 buçuğu. Gözlerimi açmadım. Önce sol ayağım terk etti yatağı. Ardından sağ ayağım ve vücudumun geri kalanı. Kafasına vurdum çalar saat abinin. Sustu. Nerede benim tişörtüm? Ayrıca, neden hava bu kadar soğuk? Bugün kalın montumu giymeliyim sanırım.

Son bi evden çıkış kontrolü. Telefon-anahtar cebte; akbil-cüzdan montta. Şu üzerinde yaşadığımız dünya için ateş-su-toprak-tahta elementleri ne demekse, benim için de telefon-akbil-cüzdan-anahtar o demek. Yani, bunlardan biri olmazsa, bu vücudun kan dolaşımı durur,  beyne kan gitmez ve ben biterim. 

Hop, çıktım. Saat 6.40. Evden çıkış rekorumu yine kıramadım. Otobüsüm geldi. Bindim. Akbilimde kalan son kırıntıları da basıverdim makinenin göbeğine.

İşteyim. Çok çalıştım. Akşam oldu. Ofiste tek ben kaldım. Eve gitme vakti. İşten çıktım. Akbile yükleme yapmak lazım. Dolum makinesinin göbeğine bastım yine akbilimi. Elimi cebime attım. Anam! Cüzdan nerde? (araba nerde)

Cüzdan yok! Anahtar yok! Hayıııır! Bugün giydiğim mont, dün giydiğim mont değil. Yani, yaşam elementlerinden ikisi dünkü ince montta kaldı!

Evimden uzaktayım. Eve gitsem de içeri giremem. Allahım, lütfen tanıdık birilerini göreyim. Borç isteyeyim. Bineyim gideyim. Bulurum bi çaresini eve girmenin. Yanımdan bi dilenci geçiyo:

– Bi milyon ver be abi!

La bi git, ben zaten bi milyon olmuşum. Sen bana ver bi milyon da eve gideyim. Hatta, gün bugündür! Bugüne kadar sana ve familyana verdiğim 1 milyonların  karşılığını alma zamanıdır.

dildildo

Yok. O kadar da isteyemem. Ne yapmak lazım, ne yapmak lazım? Evet, akbili bozmak lazım. Ama akbili bozacak yer yok. Yahuuuu, şiştim ama. Tek çare kadere teslim olmak.

Otobüs durağına gittim. Bekliyorum. Hava çok soğuk. Otobüs geldi. Kapı açıldı. Sevgili ve saygılı şofer abiyle göz gözeleştik.

Kimsesiz, çaresiz, bitap ben: Eee, şey! Benim, eee, şey, PARAM YOK! Söz vereceğim sonra. (Böhüüüü, kimsesizim abi ben, beş parasızım)

Mübarek şofer abinin iki dudağı arasında geleceğim: Gel birader, gel!

Mükemmelsin abi sen, şahane ül müptezelsin abi sen. Bravo sana. Helal sana. Çocuklar gibiyim. Pehehe heyy!

O otobüs bana bir saray oldu. O otobüs bana Havana’da bir bar oldu. Eve gittim. Çilingiri aldım yanıma. Açtı kapıyı. Verdim parasını gitti.

Ohhhh…

Reklamlar

2 Yorum

Filed under İ.E.T.T

2 responses to “Sen Bana Havana’da Bi Bar

  1. müptela takipçi

    “telefon-akbil-cüzdan-anahtar”

    evet evet bu dörtlü kesinlikle benimde evden çıkış vizem olmuş durumda. yoklarım, eğer yerlerinde değillerse evden çıkış izni vermem kendime, gider eksik evraklarımı tamalarım 🙂


  2. “Telefon-anahtar cebte; akbil-cüzdan montta.”

    “Cüzdan yok! Anahtar yok! Hayıııır! Bugün giydiğim mont, dün giydiğim mont değil. Yani, yaşam elementlerinden ikisi dünkü ince montta kaldı!”…

    hatayı farketmişsinizdir 🙂 bu blogu geçen pcnet dergisinde adını görünce farkettim. son yazıdan buraya kadar kesintisiz okuyorum ki bu hata gözüme çarptı.
    düzeltirseniz yararınıza olacaktır. 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s