Viyana’daki Kaçak!

viyana

Arkadaş ziyareti için gitmiştim. Birazcık da yeni yerler, yeni insanlar görmem gerekiyordu. Arkadaşım Viyana’da master yapıyordu. Ve oradaki toplu taşıma sistemi bizden farklıydı. (İyiydi demiyorum, dikkatinizi celb ederim.)

Viyana’daki toplu taşıma sistemi: Sorumluluk direk bireye veriliyor. Bilet alıp otobüse biniyorsun ve içeride, şoferden bağımsız olan, şoferin görmediği bilet okutma aleti var. Biletini alan okutuyor, almayan kaçak gidebiliyor. Metroda da durum farklı değil, ama bazen kondüktör Hans’lar geziyor.

Tabanı yanık itler gibi gezdiğim Viyana macerasının sonuna geldim. Ertesi gün, sabah 6’da emrime hazırlanmamış uçak beni Türkiye’ye uçuracak. Geceyi nasıl bitirdiğimi hatırlamadığım için gözlerimi açmadan uyandım ve gözlerimi açmadan yüzümü yıkadım. Çantayı son bir kez bile kontrol etmeden yola düştüm.

Metro istasyonuna girdim. Cebimdeki son yuroları su ve çikolata gibi lüzumlu malzemelere ayırdığım için bilet almaya gerek görmedim.

Metro geldi. Gidiyorum. 15 dakika sonra ineceğim.

Evvet! 10 dakikayı atlattık. 2 durak daha dayan. Ortalıkta Kondüktör Hans da yok. Çok iyi.

Kalın bir ses: Ticket please! (Hansssss…. Çok ani yakalandım. Meğer, sivil kondüktörmüş bunlar.)

Ani yakalandığım için ne yapacağımı bilemedim. Vücut diliyle ne konuştuklarını anlamadığımı işaret ettim. Ne İngilizce bilirim, ne Almanca. Bu durumu fark eden 2 sivil kondüktör daha geldi ve etrafımı sardılar. Kolumdan tuttular. İlk durakta hep beraber indik. İşin ciddiyetini anladım ve İngilizce konuşabildiğimi hatırladım.

Kondüktör 01: 70 yuro ceza ödemen gerek.

Ben: O kadar param yok. Ama cebimdeki 10 yuroyu sizinle paylaşabilirim. (Çorba parası hesabı)

Bu teklifimi kavrayamayan kondüktör 02: Pasaportunu ver!

Pasaportun arasına mı sıkıştır demek istedi acaba? (Yuh!)

Ben: Bakın! Uçağımın kalmasına 2 saat var ama bende 70 yuro yok. Çok basit. 

Kondüktör 03: Sen şu 10 yuroyu ver bakalım. 

Pasaportu verdik, cepteki son parayı istiyorlar. Çok tehlikeli sularda yüzmeye başladık. Biraz düşündüm ve 10 yuroyu verdim. Daha sonra birkaç yuro kadar para üstü verdiler. Hmmm… “Demek tam çorba parası alıyorlar, fazlasını para üstü olarak geri veriyorlar. Çok medeni bunlar canım” dedim. Pasaportumu aldım ve gelen ilk metroya bindim. 

Daha sonra arkadaşımla yaptığım telefon görüşmesinde, aldıkları paranın ceza bileti ücreti olduğunu anladım. Ve pasaportumu alma sebeplerinin, cezayı bir de pasaport kayıtlarına işlemeleriymiş.

Yani sevgili yolcu, bir daha Viyana’ya gidersem buradan alacağım vize için fazladan 70 yuro ödeme ihtimalim var. Bu yazımın ana amacı, “Siz siz olun, ecnebi diyarlarda biletsiz otobüse binmeyin” demek değildi. 

Haydi iyi yolculuklar.

Reklamlar

3 Yorum

Filed under Bazen Metro

3 responses to “Viyana’daki Kaçak!

  1. merhabalar blog unuzu beğendim. 7 aydır İtalya’ da eğitim görmekteyim bende. Bu anlatmış olduğunuz birçok avrupa ülkesinde mevcut. Açıkcası 7 aydır biletsiz biniyorum, Allah sonumuzu hayır etsin.

    Ha bu arada yakalanırsan sakın ola bidaha pasaportunu verme, yanımda yok de fake isim ve adres ver geçiştir bidaha bulamazlar 😉

  2. hiperaktifkene

    🙂 Süper ya. Sahte isim ve adres.

    İtalya’da başarılar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s